Tarihe e-muhtıra olarak geçen, Genelkurmay Başkanının 27 Nisan 2007 tarihli gece yarısı bildirisi hakkında, çok az kimsenin bildiği bazı gerçekleri anlatmak istiyorum.
GECE YARISI
e-MUHTIRA
27 Nisan 2007 gece saat 23.30'da
Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde, daha sonra "e-muhtıra"
olarak anılacak basın açıklaması yayımlandı.
"Türkiye
Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerinin
aşındırılması için bitmez tükenmez gayret gösterildiği hatta milli bayramlara
alternatif kutlamalar yapıldığı" ifade edilen bildiride, şunlar kaydedildi:
"Özetle, Cumhuriyet'imizin
Kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, 'Ne mutlu Türküm diyene' anlayışına karşı çıkan
herkes, Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır. Türk Silahlı
Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan
açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını
muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir."
"Muhtıra" olarak
nitelendirilen bu açıklamanın ardından kabine üyeleri, gece boyu, buna nasıl
bir cevap verileceğini tartıştı.
Dönemin Hükümet Sözcüsü Cemil
Çiçek, 28 Nisan saat:15.00'te "Başbakan'a bağlı bir kurum olan
Genelkurmay Başkanlığı'nın herhangi bir konuda hükümete karşı bir ifade
kullanması, demokratik bir hukuk devletinde düşünülemez." açıklamasını
yaptı.
Medyaya yansıyan hadiselerin en
kısa özeti bu şekildedir.
Bütün bunlar ne için yaşanıyordu,
yani o günlerdeki siyasi gelişmeler nelerdi?
CUMHURBAŞKANI
SEÇİMİ ÖNCESİ KRİZ
2007 yılının Nisan ayında Türkiye
Büyük Millet Meclisi'nde yapılacak Cumhurbaşkanı seçimleri öncesine, 11.
Cumhurbaşkanı için AK Parti'nin Abdullah Gül'ü aday göstereceği bilgisinin
kulislere yansıması, bazı çevrelerce tepkiyle karşılandı.
Dönemin Genelkurmay Başkanı
Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, Cumhurbaşkanı seçimleri öncesi 12 Nisan'da
beraberindeki Kuvvet Komutanlarıyla düzenlediği basın bilgilendirme
toplantısında sarf ettiği, "Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet'e sözde
değil özde bağlı olmalıdır." sözleri, tartışmaların odağına
oturdu.
Büyükşehirlerde cumhurbaşkanı
seçimleri bahane edilerek düzenlenen Cumhuriyet mitinglerinde, Gül'ün
cumhurbaşkanlığına karşı çıkıldı.
Muhaliflerin ve dış güçlerin kışkırtmalarıyla
ülke yeni bir kaos ortamına doğru sürükleniyordu.
İşte bu ortamda, zamanın
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt bizzat kendisinin kaleme aldığı meşhur
basın açıklamasını, 27 Nisan 2007 gece yarısı saat 23.30'da Genelkurmay
Başkanlığının internet sitesinde yayımladı. Dönemin Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek
hemen, gün içinde yani 28 Nisan saat:15.00'te cevap açıklaması yaptı.
Peki bu on
beş buçuk saat içerisinde neler yaşanmıştı?
Bunun şahidi, Adaleti Savunanlar
Derneğinin (ASDER) o tarihteki Yönetim Kurulu üyeleridir.
Yönetim Kurulu üyelerinden biri
olarak ben de bizzat Adnan Paşamızın ağzından hadiseleri dinlemiştim.
Aslında bu muhtırayı ilk fark eden
rahmetli Emin Üstün ağabeyimiz olmuştu. Hemen Adnan Paşamızı telefon ile
arayarak, bilgilendirmiş. Adnan Paşamız da bildiriyi okuyor, hemen oturup, bir
cevap bildirisi yazıyor. Yazmakla kalmıyor, Ankara’daki dostlarını telefon ile
arıyor. Tam olarak kimlerle görüştü, hepsini bilmiyorum, ancak Sayın Erdoğan
ile görüştüklerini hatırlıyorum. Uzun bir konuşma yapıyorlar, nasıl
davranılması konusunda Adnan Paşamız detaylı bilgi ve taktik veriyor… Adnan Paşamızın
bize anlattıklarından hükümet yetkililerinin de bu konuda nasıl davranmaları
gerektiği konusunda değerlendirmeler yaptıklarını anladık. Ama bir tereddüt
yaşadıklarını da ifade etmişti…
O gece sabaha kadar yatmayan Adnan Paşamız,
sabah beşte aşağıda yazdığı bildiriyi kendi WEB sitesinde yayınladı.
“Genelkurmay Bildirisi Kabul
Edilemez (28 Nisan 2007)
GENELKURMAY
BİLDİRİSİ MUHALEFETLE KOORDİNELİ YAPILAN DEMOKRASİ DIŞI BİR GİRİŞİMDİR.
Genelkurmay Başkanlığının web sitesinde 27
Nisan 2007 tarihinde yayımlanmış olan bildirinin,
Peygamberimizin "Kutlu Doğum Haftası" nedeniyle
yapılan etkinlikleri, maksatlı ve haddinden fazla kuşkucu bir
anlayışla, Laik Cumhuriyete karşı yapılan eylemler olarak
değerlendirmesini ve bildirinin zamanlamasını; Cumhurbaşkanı seçimine ve
adayına karşı Mecliste oluşan muhalefete, Meclis dışından ve TSK’den destek ve
Anayasa Mahkemesi kararının etkilenmesini sağlamak amacına dönük, haddini
aşmış bir girişim olarak değerlendiriyorum.
Bu bildirinin TBMM'nin iradesinin üstüne
çıkarılmasının kabulü mümkün değildir. Genelkurmay Başkanlığı Milletin
iradesine karşı çıktığının farkında olmalıdır.
Baskılara boyun eğilmemesi ve demokrasi dışı
girişimlere prim verilmemesi gerektiğine; TBMM'nin iktidar ve muhalefeti ile,
Demokrasinin korunması için birleşerek bu bildirinin geçersiz hale getirilmesi
için tavır almalarının gerekliliğine inanıyorum.
Ülkemiz, devletimiz ile milletimizin kaynaşmasına imkân
verecek bir havaya bürünmüştü. Bu bildiride belirtilenleri, Laik ve demokratik
Cumhuriyete yönelmiş bir tehdit olarak kabul etmiyorum.
Hükümetten ve TBMM'den Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini
devam ettirmesini; bildiri sahiplerinin hukuki ve yasal zemine çekilmesini
sağlayacak girişimlerin başlatılmasını; Anayasa Mahkemesinin de önüne
getirilen meselede sadece hukuku dikkate almasını, bekliyorum.
Ana muhalefet partisinin, Cumhurbaşkanı seçiminin ilk
turunun iptali için Anayasa Mahkemesine yaptığı başvuru ile aynı saatlere
rastlayan bildirinin, hukuk dışı, haddini aşmış, demokrasiye müdahale
anlamını taşıyan, milletin çoğunluğunun iradesine karşı yapılmış bir girişim olarak
görüyor, TBMM ve Hükümetin demokratik süreçten geri adım atmaması gerektiğine
ve sivil toplum örgütlerinin de demokratik girişimlere desteklerini
göstermelerinin zamanının geldiğine inanıyorum.
Siyasi makam sahiplerinin milletin hukukunu
koruyacakları ve kararlılıklarını gösterecekleri zaman bu zamandır. Devletimiz
hukuk zemininde ve fakat cesaretle yönetilmelidir. 05.00, 28 Nisan
2007.
Adnan
Tanrıverdi
Emekli General
ASDER Genel
Başkanı”
Bu bildiriyi
ASDER’in sitesine de koyduk ve Adnan Paşamız birçok yere gönderdi.
Nihayet,
saat:15.00’te, Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek: "Başbakan'a bağlı
bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığı'nın herhangi bir konuda hükümete karşı
bir ifade kullanması, demokratik bir hukuk devletinde düşünülemez." açıklamasını
yaptı.
O zamana kadar
askerlere böyle bir tepki hiç verilmemişti.
Bildiriye
bildiri…
Bu bir ilkti!
Darbe girişimine
Osmanlı tokadı gibi inmişti.
Herkes
şaşkındı!
Kimse nasıl davranılması
gerektiğini bilemiyor ve kestiremiyordu.
Sonuçta,
Başbakana bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığı hiçbir şey yapamadı!
Böylece çok
büyük bir varta atlatılmıştı…
Tartışmaların
sona ermesinin ardından muhtıra 29 Ağustos 2011'de Genelkurmay Başkanlığının
internet sitesinden kaldırıldı.
Bu olayın asıl
kahramanları gece yarısı bildiriyi görüp haber veren Emin Üstün Bey ve gece
yarısı reisle uzun uzun görüşmeler yaparak, karşı bildiriyi hazırlayan Adnan Paşamızdır.
Allah gani
gani rahmet eylesin, Adnan Paşamızı unutmadık ve asla unutmayacağız. Adnan Paşamız
ve ASDER ülkemizde darbelerin bitirilmesi için çok önemli hizmetler yapmıştır.
28 Şubat Post
modern darbecileri zeki ve fakat korkak insanlardı, Adnan Paşamızı çok iyi tanıyorlardı.
Adnan Paşamızın etrafında birleşerek tek yürek olan emekli askerleri de çok iyi
tanıyorlardı. O emekli askerlerin nasıl halk
ile bütünleştiklerini ve en ufak bir kıpırtıda başlarına neler getireceklerini
de çok iyi biliyorlardı. Bu nedenle kışlalarından çıkamadılar. Bu idrakten
yoksun olan, ahmak ve fakat cahil cesaretinde olan FETÖ mensupları CIA kontrolünde,
darbeye kalkışınca, başın geleni gördü…
İyi ki vardın Adnan
Paşam, iyi ki varsın ASDER.
İsimsiz
kahramanlar sayesinde, darbeler artık asla hortlamayacak şekilde tarihin
raflarında, tozlanmaya mahkûm edilmiştir.
Allah bu
milleti darbelerden ve darbeci zihniyetten ebediyen muhafaza eylesin.
Gürcan ONAT,
Emekli Binbaşı, 27.04.2026, Üsküdar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder