27 Nisan 2026 Pazartesi

Demokrasi Tarihinde Kara Leke: 27 Nisan Muhtırası

Tarihe e-muhtıra olarak geçen, Genelkurmay Başkanının 27 Nisan 2007 tarihli gece yarısı bildirisi hakkında, çok az kimsenin bildiği bazı gerçekleri anlatmak istiyorum.

GECE YARISI e-MUHTIRA

27 Nisan 2007 gece saat 23.30'da Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde, daha sonra "e-muhtıra" olarak anılacak basın açıklaması yayımlandı.

"Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerinin aşındırılması için bitmez tükenmez gayret gösterildiği hatta milli bayramlara alternatif kutlamalar yapıldığı" ifade edilen bildiride, şunlar kaydedildi:

"Özetle, Cumhuriyet'imizin Kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, 'Ne mutlu Türküm diyene' anlayışına karşı çıkan herkes, Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir."

"Muhtıra" olarak nitelendirilen bu açıklamanın ardından kabine üyeleri, gece boyu, buna nasıl bir cevap verileceğini tartıştı.

Dönemin Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, 28 Nisan saat:15.00'te "Başbakan'a bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığı'nın herhangi bir konuda hükümete karşı bir ifade kullanması, demokratik bir hukuk devletinde düşünülemez." açıklamasını yaptı.

Medyaya yansıyan hadiselerin en kısa özeti bu şekildedir.

Bütün bunlar ne için yaşanıyordu, yani o günlerdeki siyasi gelişmeler nelerdi?

CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ ÖNCESİ KRİZ

2007 yılının Nisan ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapılacak Cumhurbaşkanı seçimleri öncesine, 11. Cumhurbaşkanı için AK Parti'nin Abdullah Gül'ü aday göstereceği bilgisinin kulislere yansıması, bazı çevrelerce tepkiyle karşılandı.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, Cumhurbaşkanı seçimleri öncesi 12 Nisan'da beraberindeki Kuvvet Komutanlarıyla düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında sarf ettiği, "Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet'e sözde değil özde bağlı olmalıdır." sözleri, tartışmaların odağına oturdu.

Büyükşehirlerde cumhurbaşkanı seçimleri bahane edilerek düzenlenen Cumhuriyet mitinglerinde, Gül'ün cumhurbaşkanlığına karşı çıkıldı.

Muhaliflerin ve dış güçlerin kışkırtmalarıyla ülke yeni bir kaos ortamına doğru sürükleniyordu.

İşte bu ortamda, zamanın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt bizzat kendisinin kaleme aldığı meşhur basın açıklamasını, 27 Nisan 2007 gece yarısı saat 23.30'da Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yayımladı. Dönemin Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek hemen, gün içinde yani 28 Nisan saat:15.00'te cevap açıklaması yaptı.

Peki bu on beş buçuk saat içerisinde neler yaşanmıştı?

Bunun şahidi, Adaleti Savunanlar Derneğinin (ASDER) o tarihteki Yönetim Kurulu üyeleridir.

Yönetim Kurulu üyelerinden biri olarak ben de bizzat Adnan Paşamızın ağzından hadiseleri dinlemiştim.

Aslında bu muhtırayı ilk fark eden rahmetli Emin Üstün ağabeyimiz olmuştu. Hemen Adnan Paşamızı telefon ile arayarak, bilgilendirmiş. Adnan Paşamız da bildiriyi okuyor, hemen oturup, bir cevap bildirisi yazıyor. Yazmakla kalmıyor, Ankara’daki dostlarını telefon ile arıyor. Tam olarak kimlerle görüştü, hepsini bilmiyorum, ancak Sayın Erdoğan ile görüştüklerini hatırlıyorum. Uzun bir konuşma yapıyorlar, nasıl davranılması konusunda Adnan Paşamız detaylı bilgi ve taktik veriyor… Adnan Paşamızın bize anlattıklarından hükümet yetkililerinin de bu konuda nasıl davranmaları gerektiği konusunda değerlendirmeler yaptıklarını anladık. Ama bir tereddüt yaşadıklarını da ifade etmişti…

O gece sabaha kadar yatmayan Adnan Paşamız, sabah beşte aşağıda yazdığı bildiriyi kendi WEB sitesinde yayınladı.

“Genelkurmay Bildirisi Kabul Edilemez (28 Nisan 2007)

GENELKURMAY BİLDİRİSİ MUHALEFETLE KOORDİNELİ YAPILAN DEMOKRASİ DIŞI BİR GİRİŞİMDİR. 

Genelkurmay Başkanlığının web sitesinde 27 Nisan 2007 tarihinde yayımlanmış olan bildirinin, Peygamberimizin "Kutlu Doğum Haftası" nedeniyle yapılan etkinlikleri, maksatlı ve haddinden fazla kuşkucu bir anlayışla, Laik Cumhuriyete karşı yapılan eylemler olarak değerlendirmesini ve bildirinin zamanlamasını; Cumhurbaşkanı seçimine ve adayına karşı Mecliste oluşan muhalefete, Meclis dışından ve TSK’den destek ve Anayasa Mahkemesi kararının etkilenmesini sağlamak amacına dönük, haddini aşmış bir girişim olarak değerlendiriyorum.

Bu bildirinin TBMM'nin iradesinin üstüne çıkarılmasının kabulü mümkün değildir. Genelkurmay Başkanlığı Milletin iradesine karşı çıktığının farkında olmalıdır. 

Baskılara boyun eğilmemesi ve demokrasi dışı girişimlere prim verilmemesi gerektiğine; TBMM'nin iktidar ve muhalefeti ile, Demokrasinin korunması için birleşerek bu bildirinin geçersiz hale getirilmesi için tavır almalarının gerekliliğine inanıyorum. 

Ülkemiz, devletimiz ile milletimizin kaynaşmasına imkân verecek bir havaya bürünmüştü. Bu bildiride belirtilenleri, Laik ve demokratik Cumhuriyete yönelmiş bir tehdit olarak kabul etmiyorum. 

Hükümetten ve TBMM'den Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini devam ettirmesini; bildiri sahiplerinin hukuki ve yasal zemine çekilmesini sağlayacak girişimlerin başlatılmasını; Anayasa Mahkemesinin de önüne getirilen meselede sadece hukuku dikkate almasını, bekliyorum. 

Ana muhalefet partisinin, Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunun iptali için Anayasa Mahkemesine yaptığı başvuru ile aynı saatlere rastlayan bildirinin, hukuk dışı, haddini aşmış, demokrasiye müdahale anlamını taşıyan, milletin çoğunluğunun iradesine karşı yapılmış bir girişim olarak görüyor, TBMM ve Hükümetin demokratik süreçten geri adım atmaması gerektiğine ve sivil toplum örgütlerinin de demokratik girişimlere desteklerini göstermelerinin zamanının geldiğine inanıyorum. 

Siyasi makam sahiplerinin milletin hukukunu koruyacakları ve kararlılıklarını gösterecekleri zaman bu zamandır. Devletimiz hukuk zemininde ve fakat cesaretle yönetilmelidir. 05.00, 28 Nisan 2007.

Adnan Tanrıverdi

Emekli General

ASDER Genel Başkanı”

Bu bildiriyi ASDER’in sitesine de koyduk ve Adnan Paşamız birçok yere gönderdi.

Nihayet, saat:15.00’te, Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek: "Başbakan'a bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığı'nın herhangi bir konuda hükümete karşı bir ifade kullanması, demokratik bir hukuk devletinde düşünülemez." açıklamasını yaptı.

O zamana kadar askerlere böyle bir tepki hiç verilmemişti.

Bildiriye bildiri…

Bu bir ilkti!

Darbe girişimine Osmanlı tokadı gibi inmişti.

Herkes şaşkındı!

Kimse nasıl davranılması gerektiğini bilemiyor ve kestiremiyordu.

Sonuçta, Başbakana bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığı hiçbir şey yapamadı!

Böylece çok büyük bir varta atlatılmıştı…

Tartışmaların sona ermesinin ardından muhtıra 29 Ağustos 2011'de Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinden kaldırıldı.

Bu olayın asıl kahramanları gece yarısı bildiriyi görüp haber veren Emin Üstün Bey ve gece yarısı reisle uzun uzun görüşmeler yaparak, karşı bildiriyi hazırlayan Adnan Paşamızdır.

Allah gani gani rahmet eylesin, Adnan Paşamızı unutmadık ve asla unutmayacağız. Adnan Paşamız ve ASDER ülkemizde darbelerin bitirilmesi için çok önemli hizmetler yapmıştır.

28 Şubat Post modern darbecileri zeki ve fakat korkak insanlardı, Adnan Paşamızı çok iyi tanıyorlardı. Adnan Paşamızın etrafında birleşerek tek yürek olan emekli askerleri de çok iyi tanıyorlardı.  O emekli askerlerin nasıl halk ile bütünleştiklerini ve en ufak bir kıpırtıda başlarına neler getireceklerini de çok iyi biliyorlardı. Bu nedenle kışlalarından çıkamadılar. Bu idrakten yoksun olan, ahmak ve fakat cahil cesaretinde olan FETÖ mensupları CIA kontrolünde, darbeye kalkışınca, başın geleni gördü…

İyi ki vardın Adnan Paşam, iyi ki varsın ASDER.

İsimsiz kahramanlar sayesinde, darbeler artık asla hortlamayacak şekilde tarihin raflarında, tozlanmaya mahkûm edilmiştir.

Allah bu milleti darbelerden ve darbeci zihniyetten ebediyen muhafaza eylesin.

Gürcan ONAT, Emekli Binbaşı, 27.04.2026, Üsküdar.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Demokrasi Tarihinde Kara Leke: 27 Nisan Muhtırası

Tarihe e-muhtıra olarak geçen, Genelkurmay Başkanının 27 Nisan 2007 tarihli gece yarısı bildirisi hakkında, çok az kimsenin bildiği bazı ger...